About Mert Ser

This author has not yet filled in any details.
So far Mert Ser has created 7 blog entries.

kimse kimseye artık öyle inanmıyormuş.

çabuk ol diyorlar.
biri kornaya basıyor yandan,
radyoda doksan saniyede dünya turu.

uzaktan izle insanları demişti bir kadın;
karışırsan kaybolursun.
birileri arkamdan itiyor, karışıyorum.

eski bir filmde kaldı aklım.
altı ay sonra, aynı yerde aynı saatte diyordu adam.
kadın gelmiyordu, adam şair oluyordu.

uzaklara dalıyormuşum,
gözlerimi kaçırıyormuşum.
yine her şeye geç kalıyormuşum.

bir dikişte bitirenler kadehi,
bir gecede terkettiler.
artık uzun bakışmalardan sonra, aşk olmuyormuş.

unutma demişti beni;
vazgeç benden.
vazgeçilenler, özlenmezmiş.

artık uzun bakışmalar da olmuyormuş, gece yetmiyormuş.
güneş erken doğmasın diye, kalın perdeler astım.
gece bitmesin, kimse gitmesin.

hiç konuşmuyormuşum,
yazarım dedim.
uzun yazılar artık okunmuyormuş.

kitap yazmasını öğreten,
parlak ciltli pahalı bir kitapta yazıyordu;
artık kitaplara uzun isimler koyulmuyormuş.

bir dostum vardı güneyde, sarılacaktım.
yolda cama yaslayacaktım kafamı.
artık kimse kimseyi,
öyle beklemiyormuş.

uzun yollar artık çekilmiyormuş.

kimse kimseye
artık öyle inanmıyormuş.

By | 2018-03-18T22:02:00+00:00 March 18th, 2018|Sadece Yazı|

aşk kadınına açık mektup

Ne bakıyorsun öyle gözlerimin içine içine, canımı alacak gibi? Çok yüksek sesle konuşma. Biraz az konuş. Her lafından sonra da sanki oyuncuymuşsun gibi büyük büyük el kol hareketleri, mimikler yapma. Şirin falan olmuyorsun. Öyle yapınca dünyanın en büyük yalancısı gibi geliyorsun gözüme. Sanki en büyük yalanları en kusursuz şekilde söyleyebilirmişsin gibi…

Konuşacak konu bulma uzmanı mısın sen? Nasıl bu kadar hızlı hızlı, takılmadan, sanki önceden ezberlemiş gibi anlatabiliyorsun? Kaç bin kere yeni insan tanıdın? Daha önce kaç kişiye daha bahsettin bunlardan? Bu verdiğin sırları onlara da verdin mi? Her yeni tanıdığın birilerine anlattıklarından mı, yoksa gerçekten özel bir şeyler mi bunlar? Özel bir şeyler değilse üstüne düşünmeyeceğim çünkü. Bir daha da bana herkese verdiğin sırlarından verme mümkünse. Çok iyi tanımadığın birisiyle nasıl bu kadar içli dışlı olabiliyorsun? Herkese davrandığın gibi davranma bana. Soğuyorum bak senden. Yoksa sen haber spikeri falan mısın? Ara sıra filmlerdeki gibi kekelemen gerekmiyor mu? Büyük aşklar başlarken arada sırada heyecandan yanaklar kızarır, konuşulamaz haberin olsun. Bizim aramızda neden hiç sessizlik olmuyor? Susarsak sıkılıp gideceğimden mi korkuyorsun? Bu aptalca hareketlerinin sebebi bu mu? Bu tek kişilik gösterinin arkasında kocaman bir hüzün var, değil mi? Sen çok sevilmedin mi? Çok sevilmek için çok sevmeye çalışanlardan mısın sen? Öyle galiba. Parmaklarımla dudaklarına dokunsam bir daha konuşmamaya razı olacakmışsın gibi…

Bu anlattıkların sen değilsin. Vazgeç. İyi adamlar bunlara kanmazlar. Anlattığın kadar mutlu olmadığın o kadar belli oluyor ki gözlerinden… Bütün zırhların paramparça olmuş çoktan. Kalbin çok kırılmış. Alışmışsın artık kırık kalple yaşamaya. Sen gizlemeye çalıştıkça gözlerin ele veriyor seni. Söylediğin her şey bir uğultu gibi geliyor kulağıma. Gözlerin başka şeyler anlatıyor çünkü. Her taraf bulanıklaşıyor. Birisi sana bir adım gelsin diye, sen koşar adım ona gittin değil mi her seferinde? Ve her hevesle koştuğunda o yolun sonunda seni bekleyen birisinin olmadığını görünce dizlerinin üstüne çöküp kaldın, değil mi? Ve her çöküp kaldığında yine kendi kendine kalkıp devam ettin yola… Ama hiç vazgeçmemişsin sevmekten. Çok cesursun, imrendim biraz sana. Kendi yaralarını kendin sarmayı öğrendiğinden beri sevmekten korkmuyorsun…

Olmadığın biri gibi görünmeye çalışmak sana yakışmıyor. Gemisin sen. Küçük masum pembe bir gemi. Fırtınası, dalgası hiç eksik olmayan bir okyanusta yaşıyorsun. Sığındığın her limandan kovula kovula dalgalarla baş etmeyi öğrenmişsin aslında. Öğrenmişsin ama yine de hiç vazgeçmemişsin liman aramaktan. Küsmemişsin hiç. ‘Bir bildiği vardır’ diyip açılmışsın yine maviliklere. Şimdiden kıskandım seni kayıtsız artsız kabul edecek o limanı. Evet, öyle bir liman var, ve sen onu eninde sonunda bulacaksın. Kapatacaksın motorlarını, fırtına dinecek. Yorulmayacaksın artık. Ve yavaş yavaş kendine demirlemiş diğer bütün gemileri yollayacak o liman. Bir tek sen yeteceksin ona…

Kimden aldın sen bu gözleri, böyle sevgiyi? Annenden mi, babandan mı? Onlar bu hallerini bilselerdi çok üzülürlerdi herhalde. Seni üzenleri hiç affetmezlerdi. O kalbini kıranlar şimdi çoktan unuttu belki seni. Ama senin üzerine titreyecek o kişi dünyanın en şanslı adamı olacak. Seni iyi bir adam sevecek. Ve iyi adamlar kadınları asla üzmezler…

Bütün bunları nereden mi biliyorum? Dedim ya, gözlerinden. Ağız konuşur ama gözler anlatır…

instagram: mertser

By | 2018-03-10T20:11:25+00:00 March 10th, 2018|Sadece Yazı|

Sen güneş, ben gece

Olmayacaktı. Ortada bir şey yokken bitmesi sana ne kadar saçma geldiyse, ortada bir şey yokken devam etmesi de o kadar saçmaydı. Demiştim ya; sevdiğim şeyin batışını izlemektense terketmeyi seçerim diye, biraz buna benzer. Geceyi sevişim de bundan, güneşi çok sevdiğimden.. Sen güneş, ben gece. Ben acıyı zamana yaymaktansa tek seferde bitsin istedim. Her şeyi bir dikişte bitirdiğim gibi.. Birinin hayatındaki en büyük dayanağı olmak güzel, ama senin yalancı bir huzura dayanmanı öylece izlemek bana göre değildi. Haklıydın kolaya kaçtım, sen zor olandın.. Ben ne kolaydım, ne zordum. Ben sadece bendim. Olduğum gibi, bulduğun gibi, gördüğün gibi.. İnsan en çok sahiciliğe bağlanıyor. Sen doğru olanı yaptın. En büyük suçlu bizim yollarımızı kesiştiren bu anlamsız döngü..
Olmayacaktı. Senin haberin yoktu ama bitişi beklemek dayanılacak gibi değildi. Küçüktüm, hala küçüğüm. Hiç bir zaman çok geç olmadan dönemedim faydasız yollardan. Hevesim her zaman baskın geldi sorumluluklara.. Beni unut istemedim. İnsan yaşadığı şeyleri unutmamalı. Benden vazgeç istedim. Vazgeçilenler özlenmezler.. Benden adam olmaz, üzülme. Benden ben olur. Ben böyleyim işte, burdayım.. Sen varsan, ben de varım demek isterdim, ama ben yokum…
Dün ne yediğimi unutsam da özlediğim şeyleri her ayrıntısına kadar hatırlıyor olmam ne kadar adilse, sana yaşattığım her şey de o kadar adil. Dev bir haksızlığın içinde hırpalanıp duruyoruz. Ben hala aklımla kalbim arasındayım, senin hangi rüzgarlara kapıldığını önemsemeyi bırakalı çok oldu. Ama merak etmiyorum değil.. Korkma. Görmeyeli çok değişmiş olmaktan korkuyorum. Ben hala aynıyım, huzursuz olma. Sadece biraz daha yabancıyım; biraz sana, biraz bana..
By | 2017-10-13T15:25:57+00:00 October 13th, 2017|Sadece Yazı|

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.
error: Content is protected !!