Küçük bilge – Sadako Sasaki’nin hikayesi

Turnalar… Özel kuşlar. Tek eşli ve eşleri öldüğünde intihar etmeleri ile biliniyorlar. Japonlar içinse bir başka özeller. Japon kültüründe turnalar dilek kuşları olarak da biliniyor. Evlenecek çiftler bir ömür mutlu olmak için kağıttan tam 1000 tane turna kuşu katlıyorlar. Efsaneye göre buna ne kadar çok insan dahil olur, yardım ederse o derecede de değerleniyor ve dilekler daha çabuk kabul oluyor. Yani eş dost akraba oturup hep beraber düğünden önce kağıttan 1000 turna kuşu katlıyorlar ve düğünler o katlanan yüzlerce turna kuşuyla rengarenk süsleniyor. Bu tatlı gelenek sadece evlenecekler için de geçerli değil; her kim ki kağıttan 1000 tane turna kuşu katlarsa daha uzun ve daha sağlıklı yaşarmış…

Sene 1945 günlerden 6 Ağustos Pazartesi saat 08:15… ‘Little Boy’ Uranyum-235… Çalışkan japonların muhtemelen tamamının uyanık ve hayata karışmış oldukları bir saatte, pilot Paul Tibbets’in o tek tuşa bastığında 140.000 insanın hayatına malolacak atom bombasının adı. Sanki bütün insanlığın alnına katran karası bir leke sürmeyecekmişcesine, riyakarca verilmiş bir isim ‘Little Boy’ . Bomba toprağa değdiği anda olacaklardan habersiz koca dünyanın içinden sadece birinden bahsedeceğim size; İki yaşındaki Sadako…

Hiroshima’daki Misasa Köprüsü’nün yakınlarındaki küçük evinde karşıladı ilk atom bombasını. Belki kundağında uyurken, belki bahçede ilk adımlarının keyfini çıkarmaya çalışırken, yani yeni yeni sevmeye başlayacağı düyanın belki de en sevdiği tarafından, mavi gökyüzünden tarihin gördüğü en kahpe ihanetlerden birinin tam ortasında kaldı küçük kız. Savaşta annesi ve babasını kaybederek zaten büyük bir haksızlığın içine doğan minik Sadako bombadan ‘kurtulanlar’ arasındaydı. Aslında o kurtulanlar da pek kurtulmuş sayılmazlardı da neyse…

Zaman bir süre set çekti yaşananlara. Çocuk kalpler unutmasa da bazı şeyleri, kin tutmayı öğrenemiyor doğarken. Sadako da büyüdü. Hayat dolu bir kız oldu hatta. Tam 10 sene sonra, Sadako 12 yaşındayken arkadaşlarının ısrarıyla katıldığı atletizm takımında yedekten girdiği yarış esnasında bayılıp hastaneye kaldırıldı. Küçük kıza radyasyon etkisinden dolayı kanser teşhisi konuldu. Her şeye rağmen tutunduğu, inandığı dünya ona yaşattıklarının karşılığı olarak 10 senecik vermişti. Hayatını karartan bomba ve savaş, ailesini elinden almakla kalmayıp onun peşini de hiç bırakmamıştı yani.

Zaman bir süre hiç akmadığı kadar yavaş aktı. Bir umut yatırıldığı hastanede artık umutsuz bir vaka olarak sadece ölümü beklenirken o herkesi şaşırtan bir şekilde yaşam sevinciyle dolup taşıyordu. Olmuyordu işte, kin, kir, pas tutmuyordu. Koridorlarda şarkılar söyleyen, hoplayan zıplayan, diğer hastalara yardım eden moral veren küçük Sadako zamanla hastanenin de en sevdiği hastasına dönüşmüştü. Bu sıradışı çocuk zamanla sıradışı da bir arkadaş edinmişti. Sadako’nun en iyi arkadaşı ve zamanla farklı bir bağ kuracağı kişi kendi yaşıtı birisi değil, kendisi gibi kanser olan 80 yaşlarında yaşlı bir kadındı. Sadako yaşlı kadının başından günlerce ayrılmadı. Ona bir hemşire gibi hizmet etmek, onunla sohbet edip şakalaşmak hayatının en önemli aktivitesi haline geldi. Nerde ilgisini çeken bir şeye rastlasa, merak ettiği her ne varsa ilk önce hemen yaşlı dostuyla paylaşıyordu. Ama yaşadığı bu hazin ve mutlu günler de uzun sürmedi. Yaşlı kadının durumu gün geçtikçe ağırlaştı. Bir süre sonra artık son saatlerini geçirdiği anlaşılan yaşlı kadın Sadako’yu yanına çağırdı ve ona bir sır vereceğini söyledi. Yanına çağırdığı Sadako’ya artık kendisi için çok geç olduğunu fakat eski bir efsaneye göre kağıttan 1000 tane turna kuşu katlarsa iyileşip uzun uzun yaşayabileceğini anlattı. Bunlar yaşlı kadının Sadako’ya söylediği son sözler oldu ve kısa bir süre sonra kadın öldü. Sadako en iyi dostunun ölümüne çok üzüldü ve içindeki o cıvıl cıvıl ruhla en iyi dostunun ona söylediği son sözlerini yerine getirmeye karar verdi. Böylelikle hem sağlığına kavuşacak hem de dostunun anısını yaşatacaktı…

Sadako hastalığını unutup tüm hazırlıklarını büyük bir hevesle bitirdi. O müthiş enerjisi ve isteğiyle hızlıca, origami sanatını kullanarak, onlarca kağıttan turna kuşunu katladı ve özenle bir köşeye bıraktı. Küçük kızın o soluk ve ölümü hatırlatan hastanede mutlu ve hayat dolu çabası onu izleyen hemşireleri, doktorları, hastane çalışanlarını hayrete düşürüyordu. Kısa süre sonra 1000 tane turnayı tamamlamak için artık İhtiyacı olan sadece 1-2 hafta kadar daha zamandı. O her ne kadar elinden geldiğince hızlıca katlasa da kağıtları, iyice bozulan sağlığıyla her gün katladığı kuş sayısı azaldıkça azalıyordu. Her gün bir öncesine göre daha yavaş haraket eden elleri, her gün bir öncekine nazaran daha da yeşeren yaşama sevincine galip geliyordu artık. Sadako kalan son gücünü de kaybediyordu. 1000 taneye sadece bir kaç yüz kuş kalmıştı ama o sonsuz mutluluğu çoktan haketmişti bile. Bütün hastane artık Sadako’yu konuşuyor, ona alışanlar gözyaşlarını tutamıyordu. Başlarına gelen felaketlerin simgesine dönüşmüştü Sadako. O son takatiyle bile hala kağıtları katlarken, tüm gücüyle uğraştığı bu kağıttan kuşlarının öyküsü, hastane dışına çoktan taşmıştı. Önce mahallesi, sonra kenti haberdar olmuş ve en sonunda tüm ülke kısa sürede Sadako’nun hikayesini konuşur olmuştu.

Ve kısa bir süre sonra bu yoğun ilgiye kayıtsız kalamayan basının yaptığı haberler sayesinde Sadako ülke dışına taşıp dünya çapında konuşulmaya başlanmıştı. Herkes küçük kızın 1000 tane kağıttan kuşu tamamlayıp tamamlayamayacağını konuşurken önce Japonya’dan sonra dünyanın her bir yerinden Sadako’ya binlerce kağıttan turna kuşu gelmeye başladı… Ama bu kuşlar gelmeye başladığında Sadako nerdeyse parmaklarını bile zar zor hareket ettirecek kadar kötüleşmişti…

 

Sadako 637. turna kuşunu da bitirdikten sonra artık dayanamadı ve gözlerini kapatıp derin bir uykuya daldı. Sadece bir kaç saat sonra tüm dünyadan insanların ona, 1000 taneyi tamamlayabilsin diye, yolladığı kucaklar dolusu kağıttan turna kuşuyla odasına girecek hastabakıcıların hevesleri kursağında kaldı ve tüm hastane, hastalar, çalışanlar derin bir hüzne boğuldu. Çünkü Sadako gelen o kuşları göremeden komaya girmişti bile… Sadako 1955 yılında hayatını kaybetti. Onun bu hazin ölümünden sonra, yaşananlar tüm dünyada yankılanmaya devam etti. Dünyanın her yerinden hastaneye onbinlerce turna kuşu ilerleye yıllar boyunca gelmeye devam etti. Barışın, dayanışmanın ve umudun bir simgesine dönüşen o kuşlar halen Japonya’da bir müzede sergileniyor. Ve her yılın 6 ağustosunda dünyadaki çocukların yolladığı turnalar Sadako’nun Hiroşima’da dikilen anıtına ekleniyor..

Sadako’nun hikayesi beni hem çok mutlu etti hem de çok derinden yaraladı. Hikayesini yazarken ellerimin hareketinden bağımsızca kafamda kendi hayatımı sorgulamadan edemedim. Onun öksüzlüğüne, yetimliğine, yaşadığı boyundan büyük acılara, altında kaldığı o fena bombaya rağmen koridorlarda koşuşunu, gülüşünü ve sesini hayal ettim. Sonra kafamda oluşturduğum tüm bilge insanckriterlerini düşündüm. Sevgilim, arkadaşım olabilecek, hayatıma bir yerinden bir şekilde dahil olabilecek insanlar için sıraladığım tüm kriterlerden bir anda nefret ettim ve utandım. Sadako küçücük hastane odasından kocaman dünyaya seslenen bir bilgeydi. Hiçbir modern zaman kriteri bilgeliğe ön şart olamazdı. Her şeye rağmen kalbinde saf bir sevgi taşıyabilen ve onu besleyebilen insan, çok açıkça dünyanın en bilge insanı olabilirdi…

Sadako’nun anısına

By | 2018-02-14T20:19:00+00:00 October 13th, 2017|Sadece Yazı|

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.
error: Content is protected !!