Sıradışı bir avrupa başkenti, Lizbon!

Portekiz, kaşifler ülkesi. Akdeniz ülkesi. Uzun sahil şeridiyle tam bir balık ülkesi. Böyle yerleri seviyorum; kültürüne deniz karışmış yerleri… İnsanı da sıcak, havası da… Hatta Kışın ortasında bile! Uzun sahilleri, çok sayıdaki liman kentleri ve nehirleri sayesinde tarih boyunca bol bol Portekizli denizci yetişmiş. Avrupa’nın en batısındaki bu sıcak millet Orta Çağ boyunca coğrafi keşiflerde önemli rol üstlenmiş. O uçsuz bucaksız okyanusa bakınca ben de hak vermeden edemedim, ben olsam ben de keşfederdim bir şeyler… Göz kadrajıma sadece deniz, uçsuz bucaksız bir deniz girmeyeli uzun zaman olmuştu. Avrupa’dan bakıp da bu hırçın okyanusun ardında Amerika kıtalarının olduğunu bilmek güzel bir his…
Diğer şehirlerinde hava durumu nasıldı bilmem ama biz şubat başında Lizbon’da tam, hatta fazlasıyla bir bahar havası yaşadık. Zaten bu eski ve butik havadaki şehri gezmenin en güzel yolu yürümek. Yürüdükçe yürümek, daha çok keşfetmek istiyorsunuz. Beyaz, parlak, küçük taşlı yolları, Endülüs etkisindeki tarihi fayans ve seramik kaplı binalarıyla gayet tatlı bir yer. Yani yağmur çamura denk gelirseniz Lizbon tatiliniz muhtemelen bir hayalkırıklığına dönüşecektir. Barcelona yazımda Barcelona’nın Güney Amerika esintilerinden bahsetmiştim. Ama Lizbon’u gördükten sonra Barcelona şatafatlı bir avrupa şehri gibi kaldı zihnimde. Lizbon Avrupa’dan nerdeyse izole bir kenarda öylece tarihten de alışık olduğu gibi keşfedilmeyi bekliyor. Biz bu sefer değişiklik yapıp bir hostelde kalalım istedik. Biraz daha insanlarla iç içe olup, biraz daha şehri yakından tanıyalım dedik. Tam merkezde tertemiz, harika bir hostel bulduk. Adı Stay Inn. Değişiklik olsun istiyorsanız burda kalın, çalışanlar acayip yardımsever, boştaysa mutlaka suit odasını tutun. Biz gayet memnun kaldık…
Ben ikinci gün arkadaşıma katılacağım için ilk gün yine merkezde bir otelde kaldım. Şıklığı ve lokasyonuna göre fiyatı çok değildi; 60 euro. Hotel Brown. Gayet güzeldi, daha lüks ve sessiz bir konaklama isteyenlere duyurulur… Konaklama faslından sonraki tavsiyem tabi ki prepaid sim kart olacak. Gittiğiniz bir şehri şu devirde gezmenin en iyi yolu kesinlikle google earth. İnternet, fatura derdiniz olmasın, iner inmez alın bir ön ödemeli sim kart ve önceden belirlediğiniz yerleri şak şak gezin. Hem vaktinizi iyi kullanın hem enerjinizi…
Lizbon’da havaalanı merkeze çok yakın. Hem dibinde metro var, hem de taksiyle kaldığınız otele muhtemelen en fazla 10-15 euro tutacaktır. Eğer eşyalarınız çoksa düşünmeden taksiye binin ve rahat edin. Ama dikkat, Lizbon’a gidiyorsanız ve alışverişi seviyorsanız mutlaka boş valizle gidin. Mağazalar (zara, bershka, springfield vs.) avrupaya göre inanılmaz ucuz, hiç kazak giymeyen ben 7 tane kazak aldım…
Lizbon’un kalbi Baxia-Chiedo metro çıkışındaki küçük meydan diyebiliriz. Gezmeye burdan başlayabilirsiniz..
Elevador
Asansör. Evet Lizbon’da en meşhur asansörler dışarda bulunuyor ve çıkıp güzel manzarayı seyretmek için kullanılıyor. Baxia metrosunun diğer çıkışından çıkıp Santa Justa sokağındaki ise en meşhur asansör. 1911 yılında yapılmış. Şehre tepeden bakmak için ideal.
Sao Jorge Kalesi
Şehrin en yüksek yerinde, her taraftan görülen Lizbon’un en turistik yerlerinden biri. Ben erteleye erteleye en sonunda göremeden geri döndüm.
Rua Augusta
Lizbon’nun en yoğun ve meşhur yürüme ve alışveriş caddelerinden biri. Bahsettiğim mağazaların hepsini bu caddede bulabilirsiniz. Sağlı sollu restoranlar ve cafeler de soluk alıp caddenin bitimindeki, benim bayıldığım, masaldan fırlamış gibi duran devasa Rua Augusta kapısına ulaşabilirsiniz.. Buranın arkası ise hürriyet meydanı… Ayrıca adını bilmediğim küçük ve neredeyse bütün yerel, harika atıştırmalıkları ve tatlıları yiyebileceğiniz pastane tarzı bir yer de bulunuyor. Gözünüze çarpacaktır, düşünmeden girin içeri.
Praça de Commerçio
Lizbon’nun ana meydanlarından biri. Burasının ucu boğaza çıkıyor. Evet boğaz, aynı İstanbul boğazına benzer bir boğazı var Lizbon’nun. Hatta 7 tepeli bir şehir burası da. Ama bizim köprüler gibi çirkin köprü yok burda, California’daki kırmızı köprüyü yapan mimar aynı ona benzer kırmızı bir köprü de Lizbon’a yapmış. Baya da yakışmış, bizimkilere burdan duyurulur… Neyse, sahil dediğime bakmayın Lizbon’un en sinir bozucu özelliklerinden biri bu güzelim uzun kıyı şehrinin adam akıllı, insanların yürüyüp, oturup bir şeyler içebileceği bir sahil şeridinin ya da marinasının olmaması. Hürriyet meydanının bitiminde Yaklaşık onbeş metre genişliğinde beton merdivenler dışında oturulacak nerdeyse hiç bir yer yok… Sahil ve manzara istiyorsanız adresiniz Belem…
Belem
Belem bizim en sevdiğimiz semtlerden biri oldu. Merkeze yakın. Otobüs de var taksi de. Sahilde çok uzun olmasa da güzel bir yürüme alanının olduğu, içine de girebileceğiniz büyük kaşifler anıtının da bulunduğu Belem’i özel yapan en önemli şeylerden birisi Belem Kulesi, diğeri de Jeronimos Manastırı.. Belem Kulesi 16. yüzyılda meşhur kaşif Vasco de Gama anısına yapılmış. Bir dönem özel mahkumlar için hapishane olarak da kullanılan bu kule sonrada UNESCO dünya miraslarına dahil olmuş. Yapımı tam yetmiş yıl süren Jeronimos Manastırı da mutlaka görülmeli. Yapımı için koca baharat ihracatının aktarıldığı manastıra her yıl yetmiş kilo altın harcanmış. Burası da yine UNESCO listesinde… Yani Belem’e gidin, Belem güzel, ve çok romantik.. (Ayrıca manastırın yan tarafında adını unuttuğum bir hamburgerci var. Zaten ordaki tek hamburgerci, sırf yemek için bile gidilir. Gidin yiyin harikaydı.)(Belem Coach Museum’u gezmeyi sakın unutmayın. Ben fırsat bulamadım ama siz bulun. Kraliyetin ihtişamı burada sergileniyor.)
Alfama
Burası Lizbon’un en eski semtlerinden birisi. Tepede. Buraya meşhur sarı tramvayla da çıkabilirsiniz, yürüyerek de. Biz ne yaptık? Tabi ki arkadaşım Atahan’nın tabiriyle at gibi yürüdük. Siz de yürüyün. Akşam da güzel ama gündüz gözüyle gidin derim Alfama’ya. Tepede görülesi bir manzara var. Yine Lizbon’nun simgelerinden Lizbon Katedrali, Sao Vicente kilisesi ve National Phanteon burada. Ama olmasalar bile sırf bu eski, dar sokaklarda kafelerde dolaşmak için bile gitmeniz gerekir. Sarı tramvaylarla birlikte tam bir görsel fırtına.. Size arkadaş gibi yaklaşan afrikalı bilezik satıcılarına dikkat edin; zira önce ‘para istemiyorum benim hediyem’ diyerek bileğinize bilezik geçirip sonra sizi mahçup edip para koparmak için yakanızı bırakmıyorlar 🙂
Liberdade Bulvarı
Bu bulvara Rossio metro durağından başlayabilirsiniz. Çok geniş, iki yönlü trafiğin olduğu ve üzerinde en lüks mağazaları barındıra çok şık ve upuzun bir cadde. Önce güzel Rossio meydanında biraz vakit geçirip (ayrıca gördüğüm en şeker Starbucks’lardan biri de bu meydanda) sonra Liberdade bulvarında yürümeye koyulabilirsiniz. Biraz uzun ama sonuna kadar gidin, sonun bir yeşil tepe var. Oraya da tırmanırsanız harika bir şehir manzarası sizi bekliyor olacak, yorulmanıza değer..
Ruo do Carmo
Bizim en sevdiğimiz caddelerden biri. Yine alışveriş mağazalarının olduğu yokuş bir cadde. Minik beyaz parlak taşlar sizi bekliyor. İki ucunda da güzel iki meydan var. Yine merkezdeki en büyük AVM burada, içerde de girmemeniz gereken bir Starbucks var. Tamamen kuytu köşede…
Bairro Alto
Baxia Chiado metro çıkışından sağa saparak ara sokaklarına dalabileceğiniz, şirin, gece hayatının kalbinin attığı salaş semt. Bir geceyi mutlaka burada geçirin.
İsa Heykeli
Rio’daki meşhur İsa heykelinin küçük bir kopyası. Boğazın öte yakasında bulunuyor. Sahilden vapurla buraya geçebilirsiniz. Biz vapurdan inip 15 dakika yürüyüp tramvayla heykele yakın durakta inip tekrar yürüyerek ulaştık. Bu bölgede gçrülecek pek bir şey yok. Taksiye binip direk Oraya ulaşmanız daha mantıklı olur. İsa heykeli bizi kendisinden çok manzarasıyla etkili meşhur kırmızı 25 Nisan köprüsünü en iyi burada görebilir ve fotoğraflar çekebilirsiniz…
Gece Hayatı
Lizbon eskiden Avrupanın önde gelen gece eğlence merkezlerinden biri olsa da son yıllarda bu ünvanını kaybetmiş. Açıkçası çok ahım şahım hareketli bir gece hayatını hissedemedim. Ama yine de kafanıza bir şeyler bulabilirsiniz. Mesela öğrenci işi, insanlarla tanışıp ucuz içki içmek istiyorsanız. Bairro bölgesi tam size göre. Ara sokaklarında irili ufaklı mekanlarıyla bir asmalımescit havası hakim. Bu bölgedeki Erasmus Corner buranın damarı. Sokağı dolduran öğrencilerin kalabalığında oldukça eğlenceli bir akşam geçirebilirsiniz, kesinlikle uğrayın. Daha normal bir gece için Red Street’e uğrayabilirsiniz. Sağlı sollu gece klüpleri, barlar var… Yerel halkın sıkça uğradığı büyük bir club istiyorsanız adresiniz Dock’s Club. Daha üst seviye bir eğlence içinse adresiniz Urban Beach Club… Aman dikkat haftaiçi caddelerde in cin top oynayabilir, hayalkırıklığına uğramayın..
Yeme-İçme / Küçük Bilgiler
Lizbon tam bir deniz şehri. Denizden ne çıkarsa yiyorlar. Ben yiyemedim ama sırf tekrar bir balık restoranına gitmek için Lizbon’a mutlaka gideceğim. Belem bölgesindeki restoranlarda mutlaka bir akşam harika deniz ürünlerinden tadın. Ayrıca şehirle bütünleşmiş küçük pastel de nata atıştırmalıklarını da mutlaka deneyin. Tarçın ve kahveyle harika oluyor. Yine hemen her merkezde rastlayabileceğiniz küçük etli hamurişi atıştırmalıkları da bir harika. Tavuklu olanları şiddetle tavsiye ederim. Korkmadan tadın hepsinden. Sokaklarda sıkça rastlayacağınız tuza bulanmış kestaneler de yürüyüş sırasında gayet iyi gidiyor. Avrupanın batısına hakim Sangria da tabiki Lizbon’a hakim. Bu lezzetli içkiyi de her yerde bulabilirsiniz.
Gezme aralarında acil acıkmalara ise ana caddelerde mutlaka karşınıza çıkacak olan Vitaminas sandviç-salata-çorba restoranları birebir. Gayet lezzetli ama sudan ucuz şehre göre fiyatlar biraz daha yüksek.
Şehir çok ucuz. Mağazalar, taksiler, konaklamalar, içkiler, kahveler sizi şaşırtacak kadar ucuz. Boşuna demiyorum boş valizle gidin diye, beni dinleyin 🙂 Her yerde 3 tekerlekli tuktuklar göreceksiniz. Bunlar pazarlıkla çalışıyorlar. İyi pazarlık edin, 4’te 1 fiyata bile indirebilirsiniz.
Ve Fado. İspanya’da Flamenko neyse Portekiz’de de Fado o. Oldukça slow bir müzik. Tarihte uzun seferlere çıkan gemicilerin arkasından eşlerinin yaktığı ağıtla doğmuş ve tüm ülkeyi sarmış. Güzel bir Fado restoranı bulup yemek veya şarap eşliğinde mutlaka bir gece geçirin.. Tasco da Chico en meşhur mekanlardan birisi.
Lizbon’la ilgili diğer ayrıntılar ve sorular için bana instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz. Instagram: mertser
Lizbon’a gidip de Sintra şehrine gitmek olmaz. Oraya da gittim, yazdım. Mutlaka okuyun, ayrıntılar şurada
By | 2017-10-13T15:20:06+00:00 October 13th, 2017|Sadece Gezi|

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.
error: Content is protected !!