A’dan Z’ye, baştan sona Barcelona!

Herkese Barcelona’yı didik didik ettiğim 1 haftalık bir gezinin ardından gözlemlerimi paylaştığım bir Barcelona gezi yazısından merhaba! İlk 3 günü tek başıma, sonraki 4 günü ise kardeşim ve kuzenimle geçirdiğim bir tatil. Bu yazıda tipik turistik önerilerin yanında size şehrin tadını çıkarmanızı sağlayacak bir çok öneriyi, küçük ipuçlarını, Nou Camp’ta bir maçtan, metro biletlerine kadar aşağıda başlık başlık bulacaksınız. Bu şehre gidecekseniz bu yazıyı başından son cümlesine kadar okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Ayrıca bu geziden çektiğim fotoğraflarıma bakmak veya benimle iletişime geçmek için instagram sayfamı ziyaret edebilirsiniz. Sorularınız için orada bekliyor olacağım. Beni instagramda ‘modernmaco’ diye aratıp bulabilirsiniz… Başlayalım 🙂
***
Barcelona’ya 2015’in son cumartesi günü, yani yılbaşını geçirmek üzere gittim. Cumartesi akşam saatlerinde bavulumu otelime fırlatıp spor ayakkabılarımı giyip kendimi caddelere atıverdim. Öncelikle söylemek isterim ki ben son yıllarda üniversite eğitimim için yılın büyük bir kısmında Viyana’da yaşayan biriyim. Avrupa’yı ve insanlarını yakından tanıyorum. Barcelona tipik avrupa şehirlerinden oldukça farklı. Buraya geldiğinizde, eğer sürekli turistlerin cirit attığı caddelerde gezmezseniz, kendinizi Avrupa’dan ziyade Güney Amerika’da hissedeceksiniz. Zaten yerel halk kendini neredeyse İspanya’dan soyutlamış durumda. Bu bölge özellikle yapılan referandumla birlikte avrupanın en özerk bölgesi halinde. Bölgede hakim dil, oldukça benzer olmasına rağmen, İspanyolca değil Katalanca. Ülkelerini İspanya değil, Katalunya olarak belirtiyorlar. Zaten giderseniz göreceksiniz devlet kurumları dışında şehirde neredeyse İspanya bayrağı göze çarpmıyor. Bütün balkonlarda Katalan bayrağı asılı. İspanyol hükümetiyle oldukça sıkıntılı bir ilişkileri var. Ülke ekonomisine en çok katkıyı yapan katalanlar en düşük payı alan yine katalanlar. Hükümetten, kendi vergilerini toplama ve harcama, kendi kendini yönetme gibi  talepleri var. İspanyol halkı ise bu duruma oldukça karşı. Toplam nüfusun yüzde 16 civarını oluşturan Katalanları ülke birliğini bölmekle suçluyorlar. Öyle bir duruma gelmiş ki Katalanların meşhur içkisi Cava’yı bile boykot eder durumdalar… Keşke hiç ayrılmasalar 🙁 Ayrıca Avrupa Birliği de bundan oldukça kaygılı çünkü olası bir kopuşta bu durumun diğer ayrılıkçılara örnek olacağını ve Avrupa Birliği’nin bütünlüğünün tehlikeye gireceğinden korkuyorlar. Ülkede keskin bir yükselişte olan solcu Podemos partisi de bu gidişatın en önemli göstergelerinden biri… Neyse bu kadar politik bilgi yeterli, sıra bu mükemmel şehri tanımaya gelsin…
***
1 hafta boyunca 3 farklı bölegede, 3 farklı otelde kaldım. Yazının devamında konaklama dahil bir kaç başlıkta öneriler sıralayacağım. İlk gün hava karardıktan sonra şehre ulaştım. Dışarı çıktığımda beni Hint ve Pakistan’lı bira satıcıları, uyuşturucu satıcıları karşıladı. ilk intiba olarak, şehrin merkezinde kalmama rağmen, biraz rahatsız oldum. Yılbaşı haftasının cumartesi gecesi olmasına rağmen zayıf ışıklandırmalı tenha merkezi caddeleri, yan kesiciler, hemen hemen her sokak başındaki bira ve uyuşturucu satıcıları beni biraz şaşırttı. Ama merak etmeyin ertesi gün doğan güneşle birlikte şehri didik ettim ve o ilk intabam yerle bir oldu. Kışın ortasında olmamıza rağmen hava sıcaklığı 20 derece civarındaydı ve denize girenler, plajda voleybol oynayanlar, kumlarda yürüyenler içimi kıpır kıpır etti. İnsanlara sorduğumda Barcelona’ya zaten hiç kar yağmadığını ama kışın ortasında da hiç bu kadar sıcak olduğunu hatırlamadıklarını söylediler. Biraz şanslıydık diyebilirim. Barcelona tam bir yaz şehri. Aralık ocakta bile sahillerde caddelerde bir karnaval havası hakimse yazın neler olur tahmin edebiliyorum. Ben yaz için bilet bakmaya şimdiden başladım bile. Siz de öyle yapın, Barcelona’nın tadını iyice çıkarmak istiyorsanız temmuz ağustos belki çok sıcak olabilir, dışarıda fazla vakit geçiremeyebilirsiniz ama mutlaka bahar sonlarını veya ağustos sonu eylül başını tercih edin. Bu renkli karnavala denizde, kumsalda, sokak sanatçılarıyla katılın…
***
Barcelona’ya gelirken ve Barcelona’dayken herkesin yaptığı ilk uyarı yan kesicilere karşı dikkatli olunması gerektiği… Şehirde anormal derecede hırsızlık ve yan kesicilik var. Ekonomik bunalımdaki bölgede bazı insanlar, muhtemelen göçmenler, çareyi turistleri tokatlamakta bulmuşlar. Siz siz olun sırt çantanızın ceplerine dikkat edin… Oturduğunuz yerlerde masada önemli eşyalarınızı bırakmayın, hatta yolda yürürken bile cep telefonunuzu öyle gevşek gevşek tutmayın, hiç şakası yok biri gelir lak diye kapar kaçar…
***
La Rambla, Barcelona’nın İstiklal Caddesi. Burada yerli halka rastlamak biraz zor. Benim gibi gezdiğiniz yerlerin kültürünü yaşamayı seviyorsanız bu caddede fazla dolanmamanızı tavsiye ederim. En azından La Rambla’ya yürüme mesafesindeki el Born, Barrio Gothic, Raval gibi bölgelerde daha çok vakit geçebilirsiniz…
***
Konaklama
3 farklı otelde kaldım. Biri La Rambla’da biri Plaça Catalunya’da(yazının devamında bu merkezden ve diğer bölgelerden bahsedeceğim) biri de Plaça Catalunya’dan biraz daha içerde taksiyle 5 dakika mesafede 4 yıldızlı hotel 987… La Rambla’da çok rahatsız oldum. Güzel otelleri iyi ama çok pahalı, ucuz otelleri de yeri tamam güzel ama çok küçük ve rahatsız edici. En iyisi Plaça Catalunya’da kaldığım Amra hoteldi. Görece ucuzdu ve hareketli bir caddeye bakan tatlı bir balkonum vardı. Çok temizdi ve harika çalışanları vardı. Booking’de en güzel puanları verdim. 5 yıldızlı otelde kalmayacaksanız buraya göz atın, balkonlu oda isteyin. Yer yoksa Plaça Catalunya çevresinden bir otel bakmanızı öneririm…
***
Havaalanından Şehre Geliş
Uçakla Barcelona’ya yaklaşmak çok güzel. Mimarlık okuduğum için şehrin raster mimari yapısını yukarıdan incelemek bana oldukça keyifli geldi. 1865’de yapılmaya başlayan bu kare kare yapılaşma şehrin %60’ına hakim durumda. Dikkatli incelerseniz uçarken hemen farkedecekiniz. Havaalanından bahsedecek olursak, uçaktan indikten sonra bavul bölümüne ulaşmak zor değil yönergeleri izleyerek kolayca bulabilirsiniz. Bavulunuzun hangi numaralı çıkıştan geleceğini ekrandan kontrol etmeyi unutmayın. Havaalanından şehrin önemli merkezlerine ulaşım Aerobus adlı otobüs şirketiyle yapılıyor. Yine yönergeleri izleyip aşağıya indiğinizde karşınızda bulacaksınız bu otobüsleri. Genelde uzun bir kuyruk var ama gözünüz korkmasın boş otobüsler hemen arkasında bekliyor.. Merkeze gidiş 5.90 euro. Yaklaşık 20 dakika sürüyor. Kartla ödeyecekseniz hemen yandaki makinalardan almanız gerekiyor biletinizi. Nakit ödemeyi ise otobüsün içinde şöföre yapıyorsunuz, boşuna makinaların önünde kuyruk beklemeyin. Oteliniz şehrin merkezindeyse ‘plaça de catalunya’ durağında inmeniz gerekiyor. Burası şehrin kalbi. Plaça de Catalunya’nın bir tarafı en meşhur ve turistik caddesi olan La Rambla’ya, bir tarafı Portal de’l Angel’e bir tarafı da Passeig de Garcia’ya çıkıyor… Passeig de Garcia için biraz daha üst kesime hitap eden markaların olduğu, daha butik ve derli toplu bir alışveriş caddesi diyebiliriz. Ünlü markaların yanı sıra alt orta seviyeye uygun mağazalar da bol bol var. Ama daha orjinal bir şeyler ararsanız La Rambla’den bir ara sokağa dalmanızı öneririm, bir çok küçük butik tarzı giyim mağazası mutlaka bulacaksınız. Ayrıca Gaudi’nin meşhur Casa Milla’sı ve Battlio’su da Passeig de Garçia üzerindedir. Neyse ileride bol bol bahsedeceğim bunlardan… La Rambla’dan biraz daha içeri doğru yürürseniz el Born’a ve Barri Gotic’e çıkabilirsiniz ki bu bölge oldukça sempatik, hoş, şirin, orjinal… Tapas yemek isteyenlerin iyisini bulabileceği, küçük pubların olduğu kendine özgü bir bölge. Özellikle Barri Gotic’te olduğunuzda ortaçağ havasını hemen hissedeceksiniz, gotik hava hemen etrafınızı saracak… Yine La Rambla’nın üzerinde hemen yanındaki tarihi Plaça Reiel’e de uğramayı unutmayın. Buraya ortasında havuzu bulunan büyük bir patio diyebiliriz. Çevresinde gece de gündüz de oldukça hareketli mekanlar var. Gece de gündüz de mutlaka buraya uğrayın… Yine La Rambla’da Mercat de la Boqueria’ya da bir göz atın. Burası oldukça yerel, meşhur bir kapalı meyve sebze pazarı..
Yolunuz Plaça Katalunya’nın diğer tarafına, Raval’a düşerse burası sizi bir Avrupa şehrinden çok bir Güney Amerika’da gibi hissettirecektir. Daracık bakımsız sokaklara üst katlarda asılmış çamaşırlar ve bolca katalunya bayrağı eşlik edecek… Yürüyün bu sokaklarda, kaybolun, fotoğraflar çekin… Harika! Ayrıca burada şehrin en önemli modern sanat müzelerinden biri MACBA da bulunuyor. Önünde gençler gece gündüz kaykay kayıp, içiyorlar. Salı günleri kapalı, diğer günler 11’den 19:30’a kadar açık. Giriş 30 euro civarı. Ayrıca telefonunuza macba uygulamasını indirerek detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz…
Bir diğer merkez Plaça de Espanya. Buraya metroyla geçebilirsiniz veya benim yaptığım gibi El Raval’den yürüyerek ara sokaklardan geçerek de ulaşabilirsiniz, bahsettiğim Güney Amerika havası için yürümek şart 🙂 Plaça de Catalunya’nın diğer bir sokağı Ronda de la Universitat caddesini takip edip geniş les cors Catalanes caddesine ulaşıp yürüyerek de Plaça Espanya’ya ulaşılabiliyorsunuz. Yalnız çok da aşırı yürümeyin, ayaklarınızı bol bol dinlendirin. Yoksa benim gibi ayak serçe parmaklarınız şişerse geri kalan tatil eziyet olur. İdareli yürüyün. Plaça de Espanya bir diğer ana meydan. Oldukça geniş. Ve en önemli özelliği bu meydanda bulunan Museu Nacional d’Art de Catalunya. O kadar yer gezdim beni bu denli etkileyen bir yapı çok az oldu. Meydanda arkamı döndüğümde birden bire karşıma çıkan bu yapı adeta fantastik film sahnelerinden fırlamış gibi. Görünce nasıl şaşırdığıma Instagram’a koyduğum videomda bakabilirsiniz:) Girişinde iki devasa kulenin bulunduğu yolun sonundaki bu dünyaca meşhur ‘Ulusal Müze’ mutlaka ziyaret edilmeli. Balkonundaki şehir manzarası da ayrıca harika. Cuma günleri de önündeki havuzda ışık ve su gösterileri oluyor. Meraklıları için kulelerin sağında Caxia Forum’da çeşitli sergiler var… Ve unutmadan spor severlere National Museum’un arkasına yürümelerini tavsiye ederim. Güzel bir parkın içinden geçerek olimpik stadyum ‘Estadi Olimpi’yi ücretsiz gezebilirsiniz. Ve Mies van der Rohe’nin Pavillion’u yine burada, benim gibi mimarlar için önemli bir yer. Ve yine Plaça Espanya’da eski boğa güreşlerinin yapıldığı arenanın terasına 1 euro karşılığında çıkarak şehre tepeden bakabilirsiniz. Ama arena için heveslenmeyin, boğa güreşleri yasaklandıktan sonra alışveriş merkezine dönüştürülmüş… 
*
Bir öğleden sonramı elektrikli bisiklet kiralayıp Barcelona merkezin dışını, gettolarını, yerel halkın yaşadığı yerleri keşfetmeye ayırdım. Sahil boyunca gidip el pobleneu sant marti ve el camp delarpa del clot bölgelerini didik didik ettim. Turistler flemenco peşinde koşarken buralarda adeta renk yok. Kriz bir ülkeyi nasıl vurur yarım günde görebildim. Kapalı dükkanlar, evsizler, dilenciler, ruhsuz insanlar her şey buralarda. Katalunya çoktan İspanya’dan ayrılmış gibi görünüyor… Extra gününüz yoksa ve mimariye ilgi duymuyorsanız buralara uğramanıza gerek yok. Meşhur binalar Jean Nouvel’in yaptığı mermi şeklindeki Torre Agbar kulesi ve üçgen şeklindeki mavi nature museum dışında ilginizi çekecek bir şey yok diyebilirim..
*
Sagrada Familia da bu bölgelerde biraz içerlerde bulunuyor. Baştan sona Gaudi’nin eseri olarak bilinir fakat Gaudi burayı sonrada devralmış ve devam ettirmiş. Bir tramvay kazasında öldükten sonra yarım kalmış. Yapımı hala devam ediyor. 2020’lerde bitirilmesi planlanıyor. Özellikle içerideki akustiğiyle ve minareleriyle meşhur. Biletleri internetten alın oldukça uzun bir kuyruk oluyor. (Kulaklıklı rehberli biletten almanızı öneririm). Turist akınına uğrayan Gaudi’nin bu yarım kalmış yapısının etrafı berbat durumda. Pek fazla beklenti içinde olmayın. Çevresinde başka bir şey yok. Ayrıca kulelere çıkışlı bilet de alabilirsiniz. Ama çıkış biraz zorlu haberiniz olsun… Burayı gezdikten sonra taksiye atlayıp yine Gaudi’nin önce bir yerleşim yeri olarak planladığı sonra soylu bir ailenin adına park olarak tasarladığı Park Güell’e geçebilirsiniz. Parkı gezmek ücretsiz fakat yapıyı gezmek ücretli. Burayı da mutlaka görmenizi tavsiye ederim.
***
 Müzeler ve Sergi Salonları
Barcelona’da bir çok sanat galerisi, çeşitli sergiler ve bolca müze var. İlgi ve alakanıza göre bunları araştırıp gezebilirsiniz. Ben size benim gezdiğim ve ilgimi çeken yerleri aşağıda sıraladım…
Macba (modern sanat müzesi, yukarıda bahsetmiştim)
Caxia Forum (çeşitli sergilerin düzenleniyor, tarihleri gitmeden kontrol edin.)
National Museum (Yine yukarıda bahsettim. Burası dünyaca ünlü. Yüzlerce binlerce yıllık Katalan sanatı sergileniyor. Özellikle Romanesk Fresk koleksiyonuyla ünlüdür)
Picasso Museum (Picasso’nun daha çok gençlik dönemine ait eserleri bulunur. Pazartesi kapalı)
Mirro Sanat Galerisi (Bize getirdikleri sahtelerinden değil, gerçek Mirro Barcelona’da. Biraz uzak, tepede ve finüküler gibi bir şeyle gidiliyor. Meraklısına duyurulur. Pazartesi kapalı..)
Museu Frederic Mares (Gezdiğim etkileyici müzelerden biriydi. Heykeltraş Mares’in tüm eserleri ve koleksiyonları burada)
Ben fırsat bulamadım, dışardan bakmakla yetindim ama merkezdeki Gaudi’nin Casa Battlio’sunu ve Milla’sını gezmeye çalışın. Gaudi’nin ilginç tarzını yakından inceleyebilirsiniz. Mila’ya giriş 17 euro, Battlio’ya 21.50 euro..
***
Flamenko
Barcelona’da flamenko izlemeden kesinlikle dönmeyin. Kuzenimin ısrarı olmasa ben de pas geçecektim ama şiddetle tavsiye ediyorum. Ucuz yerlere de çokça rastlayacaksınız ama size iki yer önereceğim. Birincisi Tablao de Carmen. burası birazcık şehrin dışında bir köyün içinde otantik bir ortamda. Diğeri de benim gittiğim La Rambla üzerindeki Cordobes. Barcelona’da en zevk aldığım dakikaları burada geçirdim. Yemekli 80, yemeksiz ve bir içecekli 41 euro. Farklı saatlerde gösteriler var. Önceden bilgi alıp rezervasyon yapın. Mutlaka değer, mutlaka gidin ve izleyin…
Camp Nou
Meraklısıysanız ve harcayacak extra 100 euronuz varsa seyehatinizi bir Barcelona maçına denk getirmelisiniz. Bu efsane stadta bir maç keyfi mutlaka yaşayın. Ben bir futbol meraklısı olarak tabi ki bu fırsatı kaçırmadım. Biletleri önceden internetten alın şehirde daha pahalı. Messi’yi Neymar’ı canlı canlı izleme fırsatını tepmeyin. Ama maça denk gelmezseniz de ‘Camp Nou experience’ adı altında 25 euro karşılığında stad turu yapabilirsiniz. Bu tura sahanın içine girme, müzeyi gezme ve soyunma odalarına girme de dahil… Ama maç günü gezdirilen yerler kısıtlı…
Gece Hayatı
Barcelona tam bir eğlence şehri. İspanyolların uzun ve geç saatlere kadar süren akşam yemeklerinden dolayı eğlence biraz geç başlar. Sabah 6’ya kadar devam eder. Gece hayatı sizin için öenmliyse gezinizi mutlaka haftasonuna denk getirin…
Şehrin en önemli ve en pahalı mekanları, Frank Gehry’nin dev balığının da bulunduğu, Port Olimpic’te iç içe bulunuyor. Her gün mutlaka bir parti var. En iyisi Opium ve Shoko. Ama diğerleri de kesinlikle ondan aşağı kalır değil. Özellikle mevsimlerden yazsa buralarda eğlenip sahilde deniz kıyısında romantik dakikalar geçirebilirsiniz. Bu klüplerin hepsi kumsala açılıyor, perfekto!
Ama turistlerden daha izole, İspanyolların olduğu bir yer isterseniz Sutton Club var. Oraya da bir göz atın. Daha samimi gençlerin olduğu yerler isterseniz el Born’daki publarda veya Razzmatazz isimli mekanda deli gibi eğlenebilirsiniz…
Alışveriş
Barcelona bir alışveriş cenneti. Öncelikle pazar gününe denk geldiyseniz La Rambla’nın en aşağısında deniz kenarındaki Maramagnum alışveriş merkezi pazar günleri de açık. Burada aradığınız şeyleri bulabilirsiniz fakat ben gittiğimde çok kalabalıktı, bir şey alamadım aman dikkat… Onun dışında Plaça Katalunya’daki avm’lerden de ihtiyaçlarınızı giderebilirsiniz. Fazla fazla vaktiniz varsa Passeig de Garçia’ya geçebilirsiniz. Bu uzun caddede aradığınız her şeyi bulacağınızdan eminim… Portal del Angel’de de yine popüler mağazaları daha sakin sakin gezebilirsiniz. Ufak tefek market ihtiyaçları için bol bol 24 saat açık ‘mercat’lar var. İçkiler, temizlik ve kozmetik malzemeleri buralarda var…
Yeme İçme
Bu başlık çok uzar gider. Ama yine mutlaka yemeniz gereken bir kaç şeyi ve gidilmesi gereken bir kaç mekanı sıralayacağım. Bana acayip şeyler öner derseniz salyangozla pişirilen tavşan eti Conill Cargols veya şalgamlı ördek tiro nabs önerebilirim ama bence belli başlı şeyleri yeseniz içseniz yeter, abartmaya gerek yok :)…
-Tapas
Ekmeğin üzerine çeşitli çeşitli kombinlerle hazırlanmış küçük atıştırmalıklar diyebiliriz. Ama sağlam yerseniz bir akşam yemeğine dönüşür. Yanında meşhur Cava’nızı da yudumlayabilirsiniz. El born’da Euskal Etxea’da, Quimet i Quimet’de veya el Xampanyet’te en iyilerini yiyebilirsiniz…
-Paelle
Bir çeşit pirinçle yapılan bir yemek. Kesinlikle yiyin. Tavuklusu veya deniz mahsullüsü gibi bir kaç çeşidi var. Önereceğim tek yer merkeze yakın 7 Portes. Biraz pahalı ama 5-10 euro için başka yerlerde denemeyin paranıza yazık olur.
-Cava ve Sangria
Katalanların geleneksel şarabı Cava. Sangria da eğlenceli bir içki. Uzun pipetlerle içildiğini bol bol görürsünüz. Küçüğünü söyleyin, diğeri oldukça büyük… Deneyiniz…
-Patatas Bravas
Patatesin üzerine sarmısak yoğurt yağ ve peynirli sos dökülen atıştırmalık. Kesinlikle her yerde yemeyin. Bir kaç kötü deneyimim oldu, bildiğiniz patates üzerine mayonez sıkıp getirebiliyorlar iyi yerlerde yiyin… Önereceğim yer merkezdeki Cafe Centric. Ben bağımlısı oldum. Orada yiyin…
Restoranlara gelince bir çok hoş mekan var. Benim acil durumlar için favorim Pans Company. Şehrin her yerinde bulabileceğiniz bu sarı tabelalı zincirde harika sandviçler bulabilirsiniz. Acıkınca atın kendinizi içeri… Güzel bir Cava ve akşam yemeği için küçük ama ünlü bir yer Champagneria… Yer bulabilirseniz burada da bir akşam yemeği yiyin. Passeig de Conception da şirin konseptli mekanlar bulabilirsiniz. Bunlardan biri Mor Disco. Akşam yemeğine gelmeseniz de bir crema catalana götürebilirsiniz… Ve Ciudad Condal. Burayı kolayca bulabilirsiniz. En popüler yemeklerin en güzel hallerini sunuyorlar. Uğramaya çalışın…
Kahvaltı için Cafe Milk’e ayrı bir başlık açıyorum. Barri Gotic bölgesinde Carrer d’en gignas sokağı üzerindeki şirin mi şirin küçük kafe. Mutlaka uğrayın çalışanlarının güleryüzü, yerel atmosferi ve lezzetli menüsü sizi bekliyor. Kahvaltı için Vegeterian Tortilla ideal! Raval’de rastladığım Cafe Centric’den de bahsetmek isterim. Küçük ama tatlı bir yer. Özellikle patatas bravas’ı harika. Mutlaka deneyin. Bilgisayarda işiniz varsa Centric’de cam kenarına geçin ve caddeyi izleyerek keyif yapın. Diğer mekan ise Teresa Carles. Bir vejeteryan, sağlıklı yaşam restoranı. Burası çok yoğun oluyor, rezervasyon yaparsanız daha iyi. Özellikle kahvaltı için ideal. Mutlaka bir güne burada başlayın…  Ve son olarak Cafe Federal. Merkezin biraz dışındaki harika konseptli kafe. Giderseniz giriş katta oturun. Kahvaltı için güzel. Gençlerin yoğun takibinde. Poble sec metro durağı üzerindeki del parlement caddesinde! 3 günden fazla kalıyorsanız bir sabah buraya uğrayın…
Barcelona Kart
Bu kart ulaşım dahil meşhur müzelerde, Gaudi’nin evlerinde ve Nou Camp gibi turistik yerlerde indirimler sağlıyor. Gün sayısına göre 30-55 euro arasında değişen bu kart gezeceğiniz yerlere göre oldukça işe yarayabilir. Kültürel gezi yapacaksanız fırsat sağladığı yerlere mutlaka buradan göz atın. Bu kartı havaalanında veya merkez noktalarda bulabilirsiniz. İnternette bilgisi mevcut…
Ulaşım
Metroyu çözmeniz kolay olacaktır. Klasik, gideceğiniz durağın bulunduğu hattın son durağına bakarak hangi trene bineceğinizi seçmeniz gerekiyor. Biletler haftalık, tek geçişlik, 5 geçişlik, 10 geçişlik diye çeşitli çeşitli. 10 geçişlik kart 9.50 euro. Cumaları 02:00’a kadar cumartesileri sabaha kadar diğer günler ise 00:00’a kadar açık. Gece ulaşımı için otobüsler de mevcut. Taksiler de diğer avrupa şehirlerine nazaran daha ucuz.
Minik Tavsiyeler
Fazladan bir gününüz varsa günü birlik bir ülke görebilirsiniz! Fransa sınırındaki Andorra! Barcelona’dan 3-4 saatte ulaşacağınız Andorra kayak merkezleri ve ucuz alışveriş seçenekleriyle meşhur. Gidip bir kaç parfüm ve elektronik eşya satın almak için gidilebilir. Ayrıca gördüğünüz ülkelere bir tane daha eklemiş olursunuz…
*
İnternet bağımlısıysanız pre paid sim kart almanızı öneririm. Herhangi bir telefoncudan 25 euro karşılığında sim kart ve 3gb internetinizi alabilirsiniz. Bittiğinde de tekrar doldurabiliyorsunuz. Fatura korkusu olmadan gezmek güzel. Tabi önemli telefonlar bekliyorsanız o ayrı… Veya fazla akıllı telefonunuz varsa yanınıza alabilirsiniz. Yukarıda saydığım yerleri ve sizin bulacağınız diğer tüm noktaları telefonda google maps uygulamasıyla dolaşmanızı şiddetle tavsiye ederim. Ben öyle yaptım. Listemi kaybolmadan, vakit harcamadan tak tak gezdim. Siz de öyle yapın, beni dinleyin…
*
Barcelona’da bir çok meşhur Katedral var. Barcelona Katedrali, Santa Maria, Sagrada Famillia ve Sagrado Carozo bunlardan bir kaçı… Kesinlikle görülmeliler…
*
İyi ki yapmışım dediğim şeylerden birisi elektrikli bisiklet kiralamak oldu. Şehrin en ücra yerlerini ve sahil şeridini gezdim. Yerel halka karıştım bu sayede. Motordan çok daha avantajlı. Hem çok pratik hem çok hızlı hem de en kuytu köşelere bile rahatça girip çıkabiliyorsunuz. Ben günlüğünü 35 euro’ya kiraladım. Herhangi bir ehliyete ihtiyacınız yok. Tam şarjla 100 km dolaşabilirsiniz ki bu fazlasıyla yetiyor. Ayrıca şarjını bitirirseniz tekrar kiraladığınız yere gittiğinizde ücret talep etmeden dolduruyorlar. Ben Barceloneta metro durağının yakınlarında bir yerden kiraladım adını unuttum giderseniz bulursunuz.. Bilmem ne electric diye bir adı vardı tavsiye ederim…
*
Saç kestirmek isterseniz çok aman aman bi işiniz yoksa, 2 usta elle tanıştım. Karı koca kuaförlük yapıyorlar. İngilizceleri biraz kötü ama çok güleryüzlüler ve ne isterseniz bıkmadan yapmaya çalışıyorlar. Hem erkek hem kadın kuaför arayanlar carrer del regomir üzerinde las tijeras gotic isimli kuaföre uğrayabilirsiniz. Merkeze de oldukça yakın el born bölgesinde…
*
Plaça Nova’da gezin. Eğer izlediyseniz kendinizi adeta Game of Thrones setinde gibi hissedeceksiniz. Yine buradaki Santa Esglesia katedralini de dolaşmayı unutmayın. Küçük bir bahçesi ve içinde kazları var…Acıkırsanız bir Pans  da burada var…
 ***
Benim Barcelona tatilim böyle geçti. Elimden geldiğince hem gezdim hem yazdım. Umarım size yardımcı olabilmişimdir. Benim gezimden fotoğraflarıma instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz. Instagram: modernmaco . Yine soracak sorularınız olursa instagram’dan mesaj atabilirsiniz. Bu güzel şehri iyi gezin, iyi tanıyın, turistik yerlere çok bağlı kalmayın etrafı keşfedin… He unutmadan küçük bir tüyo daha; bahsettiğim güney amerika havasını yaşamak istiyorsanız, herkesin bilmediği yerlerden biri, benim deli gibi yürürken rastladığım Plaça de Sant Pere… Burada da kaybolun. Daracık sokakları sizi etkileyecektir. Yine buraya yakın Triomf’a uğrayın. Uzun bir yol ve devasa bir kapı, görmeye değer…
By | 2017-10-13T15:23:36+00:00 October 13th, 2017|Sadece Gezi|

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.
error: Content is protected !!